Dışarıda karşılaştığın engeller,
içinde taşıdığın sınırlardır. Sende korku ve endişeyi yaratanlar bu olanlar
değil, aksine bu olanları yaratanlar senin korku ve
şüphelerindir.
Görmek için inanmak, görmeden inanmak, ‘altüst etmek’ demektir. Bireysel bir
devrim, bugune dek inandığın herşeyi yıkacaktır.
İnan ki göresin. İnsanlar inandıkları her şeyi daima gerçekleştirdiler. Ama sen
beni suyun üzerinde yürürken görsen bile, ben seni hiçbir şeye ikna edemem.
İnanç, inanma zorunluluğu iradenin bir anlık eylemidir, algının içeriden
dışarıya doğru çıkartıldığı bir harekettir.