20 Şubat 2013 Çarşamba

siddharta


Fark ettim ki baya az şey paylaşmışım buralarda. Ne bir görsel ile ne bir video ile desteklemişim yazılarımı ya da onlara atıfta bulunmuşum. Sanırım repertuarımı geliştirmeliyim. Kendimi geliştirmem gerektiği gibi....
Neredeyse tam da bi yıl önce yazmışım.  Aşağı yukarı aynı düşüncelerdeyim. Bir şey dışında. Beni buraya getiren bu sefer gerçekten sadece sizsiniz. Aslında bir bakıma düşüncelerimin bu kadar sabit kalması pek de hoş değil. Kendimi geliştirememiş ve değiştirememiş olma gerçeği daha da kendini belli etmiş oluyor bu durumda.  Pes ettim tamam. Değiştirdim. Hem de çok. ‘ değişmeyen tek şey değişimin kendisidir.’ Diyor noktayı koyuyorum bu konuya. İş hayatı – okul vs. artık bunlar hakkında konuşmak da istemiyorum sanırım. Çünkü artık bu tür dünyevi olgular hayatımda kabullenmem gereken bir veri gibi. onları alıyorum. Kabulleniyorum. Ve kalanına bakıyorum. Rest of my life. Bazen İngilizce her şeyi daha iyi açıklıyor. Bunların dışında ise hayatım tamamen ruhani bir boyutta gelişiyor. Bu da gerçekten inanılmaz bir tezat oluşturuyor. Haftasonu ve haftaiçinin iki farklı insana ait olmasından tutun da  gece ile gündüzün paralel evrenlerde geçiyormuşçasına birbirinden farklılaşması. Aklım ve duygularımda yaşadığım bu gel-gitlerle değişen bir ben. Aynı zamanda sabitleşen. Adeta siddhartaya taş çıkartırcasına dinginleşen varoluşum. Hepsi burada hala benimle birlikte. Ben de sizinle…


safi__naz

Gunlerden Bir Gun


Gunlerden bir gun erkenden kalkti. Gunesin dogusunu gorebilmeyi planliyordu ama hava bulutlu ve islakti. Pencereden disariyi seyretmeye koyuldu. Disarisi oluydu ama tazeydi de. Yeni bir gun basliyordu ve baslangicina sahit oldugu icin heyecanliydi. guzel bir gun gecirecegine dair kendine soz verdi.

Bugun yeni deneyimler gunuydu. Uretime gecmeliydi. Bu onun icin yeniydi. Acti bilgisayarini, onunde bombos bir sayfa. Bu beyazliga yuzyillardir ne hayatlar ne fikirler sigdirilmisti. Tum yaratimlarin arka planini olusturuyordu. O da simdi bir sey yaratacakti. Dusunmeye koyuldu. Ne yaratabilirdi? Yaratilacak ne vardi? Kendi sorunlari hakkinda dusundu. Hepsi bos ve sikiciydi. Kendi yuklerinin baskalari icin sikici olacagina emindi. Peki kendi gunluk sikintilarinin disinda kafasina takilanlardan bahsedemez miydi? Dusundu dusundu. O herseye soylenen insan bir melek olup cikimisti o an. Beyaz sayfanin onunde tum karamsarligini kaybetmisti. Dunya kendi halinde donuyordu. Uzerinde barindirdigi her sey gibi o da kendi demliginde demleniyordu. Dert edecek cok sey vardi ama dert etmeye degmezdi. Hersey olacagina variyordu. Bu yuksek derecede sahip oldugu kabulleniciligi farkettigi an kendinden korktu ve bilgisayardan uzaklasti. Koltuga gecti.

Ne yapmali ne yapmali? Belki de yazmak ona gore degildi. Peki one gore olan neydi? Televizyona bakindi. Belki uzerine ugrasacagi bir sey bulmada televizyon ona yardim edebilirdi. Gecti tum kanallari. Onu heyecanlandiracak bir sey bulamadi. Kapadi televizyonu ve boslugu seyre daldi. Eskiden bir suru gereksiz sey kafasini mesgul ederdi ve bunu engellemeye calissa da basaramazdi. Simdi nerdeydi bu ic konusmalar? onlar da onu terketmisti. BIr seyler dusunmeye calisti. Zorladi. Gelen geliyordu ama geri kaciyordu. Gelen dusunceyi tutmaliydi ve kontrollu bir bicimde evrimlestirmeliydi. Kontrollu fikir gelistirme de sikiciydi. icerden karsi konulamaz bir kuvvetle birseyler gelmeliydi. O her neyse onu somutlastirmali ve hayata katmaliydi. Hala bu konuda basarili olamamisti.

Erken kalkisina dair pismanlik duygusu kendini gostermeye baslarken, bu olanlarin, uykulu olmasindan kaynaklandigini kendisine soyleyip durdu. E simdi ne yapmaliydi? Uyumaya devam mi etseydi ki? Onunde koca bir gun vardi ve yapacak hicbir sey yoktu. Yapmaya hevesi vardi ama ilhami yoktu. Saat oglene yaklasiyordu ve zaman gecmek bilmiyordu. O ise bos bos odaya bakinmayi surduruyordu.

Yeniden ise girmemin zamani geldi galiba diye dusundu. Sonra is yasami ile ilgili deneyimleri geldi gozunun onune. Urperdi ve ayaga kalkip bos bos yurumeye konuldu. Aklina gelen imgelerden ve gecmisten cikip gelen hislerinden kurtulmaya cabaladi. Gitti kendine bir cay demledi. Bugun hayatinin en buyuk arzusunu kesfedecegine dair yemin etti ve salona gidip cayini yudumlamaya koyuldu.