buralara gelmeyeli uzun zaman oldu canlarım. anladımki beni kendimle, sizlerle, edebiyatla, sanatla her ne ise o onla buluşturan şey 'O' imiş.... kimimiz ege kıyılarında kar heyecanı yaşarken kimimiz ev arkadaşının pişirdiği kereviz kokusuyla boğuşuyordu. ya da bir başkası film çekme hayalleriyle yanıp tutuşuyorken bir diğeri sessiz sessiz derinlere dalıyordu.... bense onca zaman yanı başımda duran arkadaşlarımın birer edebiyat duayeni olması şaşkınlığında bakıyordum bu blog sayfasına.
Gün içinde anlamsızca istemediğim işleri yaparken geçirdiğim süreçte aklıma gelen o mükemmel, eşsiz düşüncelerin, yer yer felsefelerin hiç biri yok aklımda. adeta bana acı çektirmek istercesine hepsi kayboluyorlar bu soğuk gece saatlerinde. ama o kadar çok isterim ki yazmak, paylaşmak her şeyi tüm saflığıyla... hepsi yok olmuşlardı, kendimi sessizce, yavaşça ama bir o kadar acımasızca yok ettiğim o her değerli anımda. günlük rutinimizde yaptığımız tespitlere bir yenisini ya da tıpatıp aynısını hiç zorlanmadan katabilirdim.. ama bilemiyorum bu bana neler katardı? her kapının bir yenisini açacağı gibi, her eleştinirin bi yenisini getireceği, her serzenişin bir yeni yakarışı körükleyeceği de aşikardı. öyleyse niyeydi bu direniş? galiba öylesine geçecekti işte zaman. öylesine sizi bulmam bu hayatta ve öylesine şarabımı yudumlamam gibi ya da öylesine arada sırada içtiğim bir sigara gibi.. geçip gidecekti işte zaman.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder