Aralık ayını beni mest eden bir paylaşımla açan sevgili blogumuza yazmayı daha fazla erteleyemedim.
Hergün kontrolüm dışında aynı tempoda, aynı düzende giden hayatımda, insanlığımı hatırlatan Nazım Hikmet Oratoryosunu izlememle, kendime reçetemi kesmem bir oldu. Hergüne bu şiirle uyanmak istiyorum.
Fazıl Say eşliğinde, Genco Erkal’dan dinleyemesem bile yanımda taşımak, “ben ne yapıyorum?” sorusuna “yaşıyorum” cevabını verebilmek için çok çok okumak istiyorum. Hatırlıyorum, bir ara feysbukta çok afilli resimlerle paylaşılmıştı ama benim o paylaşımlara olan antipatim okumama engel olmuştu. Ruhunu vererek okuyan bir adamdan dinleyeceğim zamanı beklemişim.
Nazım Hikmet’e elbette yabancı değildim. Lise yıllarında okutur, ezberletirdi edebiyat hocalarımız. Sonra test kitapları rafları aldı; şiir kitapları, romanlar, öyküler değil. Üniversiteye geldik, gelecek kaygılarımızı, sıfatlarımızı aramaya koyulduk. Sonra bu bloga yazan kafalar bir araya gelince olanlar oldu. Dünyamız karardı zannettik, çünkü soru sormaya başlamıştık. Hayata dair konuşmaya başlamıştık. Aslına bu aydınlanmaya işaretti. Bu aydınlanma benim ders niyetine değil; hayatı, insanları tanımak için, anlamak için okumaya başlamama vesile oldu. Onu anlamam, yazdıklarını hissedebilmem anlamında Nazım Hikmet’le bire bir tanışmam da bu satırları yazmamdan iki gün önce gerçekleşti. İtiraf ediyorum, 23 yaşındayım. Ben geç büyüdüğüm için mi Nazım Hikmet’e geç kaldım yoksa Nazım Hikmet’i geç bulduğum için mi geç büyüdüm? Cevabı şiir kitabını biter bitmez vereceğim.
Okuduğum, dinlediğim şiirlerinden de şimdilik söyleyebileceklerim var. Çok şımarık, şuursuz, kayıp bir nesiliz. Umutsuzluk, çaresizlik, yalnızlık, “Hayat çok boktan”, “Hayatın anlamı ne ola ki?” haykırışlarımdan utanıyorum. Nazım Hikmet’in yaşadığı döneme ve yazdıklarına bakıyorum; umudunu, inancını okudukça yarına bakmaz, bugünü görmez gözlerimden, karanlık zihnimden utanıyorum.
Modern zaman kölesi, kentin yorgun işçisi olarak karşıdan karşıya geçerken kulaklarım uğulduyor çünkü kafa sesim ezber çalışıyor:
“Yaşamak şakaya gelmez,
Büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın
Bir sincap gibi mesela,
Yani, yaşamın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden
Yani, bütün işin gücün yaşamak olacak.”
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder