27 Kasım 2011 Pazar

ben baya sardım buralara

Ailecek gezmeler tozmalarla geçirdiğim bir hafta sonu sonrası yeniden aranızdayım. Yerli yersiz felsefi tespitlerime bir yenisini eklemeden pazartesi sendromuna girmeye kıyamadım.
Dedim ya ailecek gezdik tozduk. An geldi anneannemle kâğıt helva yedik. Yerken anneannem durup dedi ki:
“Bak aklıma ne geldi. Ben küçükken dayım beni Yamanlar’a götürmüştü. Bana kağıt helva almıştı.”
Anneannem 80 yaşında. Kâğıt helva onu kaç yıl öncesine götürdü bilmiyorum. Anneme anneannemin dayısının ne zaman öldüğünü sordum. “Çok oldu” dedi. Adını bile hatırlamadı. Benim de onun hakkında bir şeyler duymam 23 yıl sonra, kâğıt helva yerken gerçekleşebildi. Bir insan, kâğıt helvayla yeniden dünyaya gelir mi? Kâğıt helvanın vesilesiyle yeni insanlarla tanışır mı dersiniz?
Olabiliyormuş demek. Bedenlerimiz, isimlerimiz, eserlerimiz, malımız mülkümüz yok olmaya mahkûmlar. Belki ruh denen şey bile koca bir yalan! Ama insanlığımız yalan değil. Ölümsüzlük denen şey ne kadar çok insanla, ne kadar çok şey paylaştığımıza bağlı. Biz dokunduğumuz insanlarda yaşamaya devam edeceğiz. Hiç ummadığımız anlarda, hiç ummadığımız yerlerde, hiç ummadığımız kişilerce çürümüş kulaklarımız çınlatılacak. Sadece kağıt helva bile buna sebep olabilecek.
Peki benim bu kafa neyin kafası? Düşün, düşün, var mı çişin?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder