Blog açma fikri temmuz sonu bomboş bir akşamüstü dolmabahçede otururken ortaya çıktı. Hatta blog yazarlarımız ve olası konsept yazıları üzerine baya bi güldük eğlendik ardayla. Bana da azıcık alkol düşkünlüğümden ve o aralar pek gezdiğimden olsa gerek “nerede gezdim nerede bayılana kadar içip sıçtım” konsepti bahşedildi. Fikir olarak kalsaydı da köşemle mutlu olabilirdim ama işi eyleme dökmek için ilk adım bir Cumartesi gecesi koltukta sızmama dakikalar kala arda ve ayşegül ikilisinden geldi. Başlığını seçerken bile epey ıkınsak da artık bir blogumuz vardı ve -trt spikeri tonunda- herkesin fikirlerini özgürce paylaşabileceği bir platform oluşturabilmiştik nihayet.
Üşendiğimden, internet yokluğundan, özgüven eksikliğinden, sevgili safi___naz’ın bizzat yazacağı kritiklere olan çekincelerimden, oturup kendi başıma yazı yazmak gibi bi alışkanlığım olmamasından ve bunun ilk denemelerde getirdiği zorluklardan (aayy neyse) erteledim de erteledim yazma işini. Ta ki bir Cumartesi günü yataktan çıkamaz hale gelene kadar. Şu an kıçımı kaldırıp da değil kahvaltılık bişiler almaya gitmek çiş yapmaya gitmek bile öyle zor ki sevgili silverjuice sakinleri.. Tıpkı eski zamanlardaki gibi.. Çok keyifli ama çok. Kalkmamak için yazı yazmaya bile başlatıo insanı.
İşte bugün yatakta geçirdiğim süre zarfında güzel müzikler dinledim, gazete okudum, saçma sapan bloglara baktım, ekşide takıldım, gereksiz bir sürü şey öğrendim. Hatta ekşiden çok hoşuma giden gereksiz bir bilgiyi de sıkıştırayım şuraya: Sisore lazcada sen neredesin demekmiş. Sisore. Okunuşu çok güzel değil mi! Sanal alemlerdeki yeni nikim olabilir belki ileride, hani önceden yaziyim de görünce şaşırmayın misaaali belirtiyorum. Bir de şu dinlediğim müziklerden sizle de paylaşiyim de yazıya renk gelsin, ışık gelsin.. (bir de daha uzun görünsün :D
Son olarak, fazlasıyla sosyal bir hayatım olduğundan bloga ilk hangi sapkın anımı yazsam diye düşündüm durdum. Aslına bakarsanız ilk yazı Sefer Hisar anıları olmalı. Hayatımın en efsanevi yazının kapanış seremonisi, bir tatilden çok daha fazlası, bir nevi emeklilik.. Evet sevgili yeni denizkentliler, bir sonraki yazımın başlığını belirlediğimden ve artık şu çiş meselesi yüzünden yatakta girmediğim pozisyon kalmadığından sizlere son bir kliple veda ediyorum (Pozisyon demişken ve hazır Klaxons ile başlamışken :) Sevgiyle kalın.
brandnewVinyl
klaxons - twin flames Suchablog
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder